içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Sana Ne Oldu Aysun?

Aysun Yıldırım, 26 yaşında. Şubat ayının sonlarına doğru bulunduğu iş yerinin üçüncü katından düşerek hayatını kaybediyor. Kayıtlara her ne kadar şüpheli ölüm olarak geçse de, savcılık intihar olduğuna kanaat getiriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatlarından Leyla Süren daha önce bilir kişilerin neleri bilemediğine çok tanıklık etmiş olacak ki, bu dosyayı bir üst mahkemeye taşımayı başarıyor. İşte bundan sonrası karışık. Çiğdem Yıldız’ın haberine göre yapılan incelemelerde intihar eden Aysun’un düştüğü pencerede ne bir parmak izi var, ne de tanıkların ifadesi birbirini tutuyor. Bunlar da yetmezmiş gibi olay anını gösterebilecek hiçbir kamera kaydına rastlanmıyor. Ne tesadüf!

 

Çok değil daha geçtiğimiz Mayıs ayında 23 yaşındaki Şule Çet’ide benzer şekilde kaybetmiştik. Olay yerinde onca inceleme yapılmasına rağmen yine olayın intihar olduğuna kanaat getirilmişti. Ailenin itirazları ile beraber yapılan otopsi incelemesinin ardından sonunda bazı şüpheler uyandırılabilmiş ve dava kızımızın üstüne yıkılmadan ilerletilebilmişti. 

 

Şule 2018 yılının Mayıs ayında öldürülen 38 kadından sadece bir tanesiydi. Sizce Aysun’da onunla aynı kaderi paylaşmış olabilir mi? Kadınların tecavüze uğrayarak öldürmelerindense, kendi rızasıyla intihar edebilmiş olma ihtimallerine sevinecek duruma nasıl geldik?  Rakamlar her şeyi çok gerçekçi bir biçimde yüzümüze vuruyor aslında. Kadın Cinayetleri Platformu’nun verilerine göre 2016 yılında öldürülen kadın sayısı 279, bu sayı 2017’de 347’ye yükselirken, 2018 henüz sene bitmemesine rağmen Kasım ayı itibari ne yazık ki 362’yi bulmuş durumda. Bunun da özeti şu: her güne en az bir kadın, en az...

 

Elimizde ne var?

Özgecan Yasası ve idam uğultuları arasında elimizde bulunan somut gerçekleri şöyle sıralayabiliyoruz ne yazık ki; hakim kanaati veya takılan bir kravat ile alınan iyi hal indirimlerinin tecavüz ve cinayet kültürünü beslediği, oyuncak olarak ellere verilen silahların büyüyünce gerçek silah tutmaya meyilli olduğu, aslan oğlum ve paşa oğlum nidalarıyla büyütülen erkek çocuklarının reddedilmeyi kabul edemedikleri için öldürmeyi kendinde hak gördükleri, her geçen sene artan kadın cinayetleri sayısı ve görülen davaların üstüne gidilmediği takdirde üstünün çok rahat kapatılabildiği gerçeği. 

 

Geçmişi ne yazık ki silemiyoruz. Yukarıda bahsettiğim rakamları sadece birer sayı sanmayın. Yukarıdaki her kişinin bir annesi, babası, kardeşi veya evladı olduğunu unutmayın. Keşke bu acılar hiç yaşanmasa, keşke yasalar en azından hala kadınların koruyabiliyorken hakimler kanaatlerini kadından veya erkekten yana değil; insandan yana kullanabilse. Keşke Leyla Süren gibi ısrarcı ve cesur kadınların sayısı her geçen sene daha da artabilse de, Şule’de olduğu gibi Aysun’a da gerçekten ne olduğunu öğrenebilsek . 2019 yılından bunları umut edebilir miyiz, ne dersiniz?

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum